- Forums - Ceviz Genel - Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi Ceviz , Walnut , Juglans , Nut , Garella musculana , Erschoviella musculana , 
ceviz.biz :: Başlığı Görüntüle - Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Özel MesajlarÖzel Mesajlar   Giriş YapGiriş Yap 

Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi


Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki »
 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Ceviz Genel
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5042
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
212 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:15 pm    İleti konusu: Re: Alıntıyla Cevap Gönder

Sonra ikinci aşamaya geçildi. Bir önceki yıldan tarla kenarına yığmış olduğum kum ve ahır gübresi, oluşturacağım sırtlarda killi toprağın ıslahı için yeterli değildi. Komşu köy sınırlarındaki dere yatağından daha fazla kum çekmem gerekiyordu. Hafriyatçı, bunun için muhtardan izin almamız gerektiğini söyledi. Köy camiinin kışlık kömür ihtiyacı için bir miktar bağışta bulunarak izni aldım. Tarlaya 40 kamyon kum ve 40 kamyon beklemiş ahır gübresi daha çektirdim. Klasik bilgi, fidan dikim çukurlarında 1/3 kum, 1/3 toprak ve 1/3 yanmış ahır gübresi karışımından oluşturulan ‘dikim harcı’nın kullanılmasının köklenmeyi belirgin şekilde arttıracağı yönündeydi. Benim yapmağa çalışacağım şey ise her fidanın yakın çevresindeki sırt toprağında organik madde ve kum oranını olabildiğince arttırmak, kil oranını düşürmekti. Toplam 100 kamyon kum ve gübre tarlanın kenarına yığıldığında yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 2-3 metre yüksekliğinde küçük bir sıradağ oluşmuştu. Harcın 3. Unsuru olan toprağı, yığına yakın 3-4 dönümlük toprağın 0-30 cm katmanından sıyırarak sağladım. Bu toprak da yığına eklendiğinde sıradağ iyice büyümüştü. 2 kepçe bütün gün bunları karıştırdı, harmanladı, olabildiğince homojen hale getirdi. Daha sonra bu karışım kamyonlara yüklenerek sıra kenarlarına dağıtıldı. Sonra tekrar kepçelerle önceden doldurulmuş her çukurun üzerine 1 büyük kepçe malzeme bırakılarak bir öbek oluşturuldu. Sıradağı erittiğimizde hesaplarıma göre her fidan çukurunun üzerine 1200-1300 kg harç konulmuştu. Hafriyatçı ile anlaşmam buraya kadardı. Sırtları oluştururken ağır makinelerin sıra aralarında dolaşarak toprağı daha fazla sertleştirmemeleri için o işlemi lastik tekerlekli küçük bir kepçeye yaptıracaktım.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et







Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:
 
 

Tarih: 11 Haz Çar, 2014 7:15 pm    İleti konusu: Re:

Başa dön

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5042
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
212 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:16 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Tarladaki taşların toplatılıp toplatılmaması da karar verilmesi gereken bir meseleydi. Bazı ceviz kitaplarında taşların ya toplatılması, ya taş kırma makineleriyle ufalanması öneriliyordu. Benim tarlanın taşlarını kırmakla başa çıkmak imkansızdı. Toplatıp tarla dışına çıkartmak ise beni kille mücadelede en önemli silahtan mahrum bırakacaktı. Çünkü taşlı topraklar suyu en iyi geçiren, en iyi havalanan, drenajı en iyi topraklardı. “Ceviz taşlı toprağı sever!”di. Taş oranı arttıkça havalanma ve drenaj artıyordu. Taş, kum ve ahır gübresi kile karşı en önemli üç doğal malzemeydi. Arazimde taşlar yüzeydeki 0-30 cm katmanında yoğunlaşmıştı ve bu kısımda taşlılık %40 civarındaydı. Daha aşağı katmanlarda taş giderek azalıyordu. Sıra üzerlerindeki killi toprağı ıslah ediyordum ama sıra aralarında en azından şimdilik bir uygulama yapmamıştım. Toprak işlemeyi zorlaştırabilecek büyüklükteki taşları daha önce saha dışına çıkartmıştım. Kalan taşları olduğu gibi muhafaza etmeğe karar verdim.

Sıra 3. Aşamadaydı. Lastik tekerlekli küçük kepçe geldi ve sıra aralarındaki yüzey toprağını sıyırarak sıralara doğru yığdı. Daha önce oluşturulan ve üzerlerine çukur merkezlerinin kaybolmaması için herek dikilen harç öbeklerinin araları dolduruldu, üzerleri kapandı. Tüm sıralarda 2 metre genişlik ve 1 metre yükseklikte, en verimli toprak ve bolca taş içeren bir yığıntı oluşmuştu. Bu işlemden sonra çukur yerlerini belirleyen herekler sökülerek aynı noktaları gösterecek şekilde sıra aralarına yatırıldı. Kepçe her sıra için arazinin üst kısmında bu yığıntının üzerine çıkıp aşağı doğru ilerleyerek yığıntıyı yerden sabit bir yükseklikte düzleştirdi. Toprak yanlara yayılmış, 3 metre genişlik ve 50 cm yükseklikte sırtlar oluşmuştu. Harç malzemem de sırtlarda iyice yayılmış, diğer toprakla karışmıştı, ama asıl yoğunluk hala fidan çevrelerindeydi.


Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5042
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
212 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:17 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

4. Aşamada kepçe tekrar sırtların üzerine çıkarak yaklaşık 50-60 cm derinlikte dikim çukurlarını açtı, toprağını çukurların alt kenarına yığdı. Bu işlemden amacım dikime kadar çukurlardaki toprağın yağmurla, karla, güneşle iyice tavlanması ve havalanmasıydı.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.


Artık her fidanın altında 2 metre (1.5 m çukur + 0.5 m sırt) derinliğinde kaliteli toprak mevcuttu. Sırt dikimi sayesinde her fidana 6 metreküp (4m x 3m x 0.5m) ilave kök alanı oluşmuştu. Çukurun 4 metreküplük hacmiyle beraber fidan başına 10 metreküplük gevşetilmiş toprak hacmi sağlanmış, kist tabakasından 2 metre yukarıda dikilecek fidanlarımın “akciğer yetmezliği” riski artık benim için bir tehdit olmaktan çıkmıştı.

Killi topraklardaki en büyük tehlike, aşırı yağışlarda kök bölgesinde birikebilecek fazla suyun kökleri oksijensiz bırakarak kök boğulmasına neden olmasıydı. Kök yayılımının en yoğun olacağı sırtlardan fazla suyun rahatlıkla drene olabileceği sırt dikimi sayesinde, bu risk de asgariye indirilmişti.

Değişik sıralardan ve arazinin değişik bölgelerinden rastgele seçilmiş 30 kadar çukurdan eşit miktarda toprak numunesi alarak karıştırdım ve analize gönderdim. Sonuçlar tatminkardı. Topraktaki saturasyon yüzdesi 99’dan 60’a düşmüş, toprak sınıfı “ killi toprak”tan “killi-tınlı” toprağa dönüşmüş, organik madde yüzdesi 2,5 kat artmıştı. Kil de artık uykularımı kaçıramayacaktı.

Dipnot: Saturasyon Yüzdesine Göre Toprak Sınıfları: %30 ve altı kumlu, %30-50 tınlı, %50-70 killi-tınlı, %70-110 killi, %110 üzeri ağır killi toprak.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5042
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
212 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:19 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Damla Sulama Projesini de bu işte yeterince tecrübeli olduğunu düşündüğüm bir firmaya yaptırttım. Kredi kullanabilmek için işi Ziraat Bankası ile anlaşması olan bir firmaya vermek gerekiyordu. Önce arazinin en üst noktasına sulama havuzu yapmayı ve buraya basacağım suyu sisteme vererek cazibe ile sulamayı planlamıştım. Ama projeyi yapan mühendis arkadaş havuzun hiç gerekli olmadığını, yazın havuzda bekleyecek suda buharlaşma ile önemli su kaybı olacağını, havuzda yosunlaşmanın damlatıcılarda tıkanma riskini arttırabileceğini, havuz seviyesindeki tarla bölümlerinde yeterli cazibe olamayacağından ilave bir pompa çalıştırmak gerekeceğini, oysa suyun direk olarak sisteme verilmesinin mümkün olduğunu söyledi. Arazi 4 eşit parsele bölünecek ve gerekirse her parselin ayrı ayrı sulanabilmesi sağlanacak, ana boru hatları yeraltına gömülecek, birkaç yıl sonra gerekli olacak 2. hatlar için çıkışlar hazır edilecek, her fidana basınç ayarlı 2 adet ve saatte 2 lt debili Netafim damlatıcılar kullanılacaktı. Sırtlarda toprak işlemesi yapılmayacağından laterallerin gömülmesine gerek yoktu. Ekip geldi ve hatlar döşendi, bağlantılar yapıldı. Bu arada Murat’a kuyu çevresine 3x4 m ebatlarında bir kulübe yaptırtmıştım. Jeneratör ve filtre-gübreleme sistemi de kulübeye yerleştirildi. Deneme çalıştırmasını yaptık. Ama iki yıldır kuyuda çalıştırılmadan yatmakta olan dalgıç pompa, içinde partiküllerin birikmesi sonucu arıza veriyordu. Kuyudan çıkartıp bakıma gönderip yeniden kuyuya indirdik. Gene iki yıl önce almış olduğum benzinli 2. El jeneratör de sorun çıkarttı. Üstelik ummadığım kadar çok yakıt tüketiyordu. Onu da verip yeni ve daha güçlü dizel bir jeneratör aldım. Artık sorunsuz çalışan bir damlama sulama sistemim de olmuştu.

Sıra kuzey sınırımda bir rüzgar perdesi oluşturmaya gelmişti. Kuzeyde oluşturulacak bir perde arazinin güney cepheli olması nedeniyle ağaçlarımın güneşlenmesine hiçbir şekilde engel olmayacaktı. Açık arazide, esintinin bazen istenenden fazla olabileceği bir dağ zirvesindeydim. Her ne kadar çevrede meşelikler varsa da boyları kısa bir cinstiler ve beklediğim yararı gösteremeyebilirlerdi. Kuzeyli rüzgarların şiddetinin azaltılması, aşırı soğuk ve fırtınalı kış günlerinde ağaçlarda hasarlanma, dal kırılması gibi riskleri azaltabilir, döllenme mevsiminde de aşırı rüzgarlar nedeniyle oluşabilecek döllenememe problemlerine önlem olabilirdi. Kullanacağım bitkinin kışın iyi bir perdeleme yapabilmesi için yaprak dökmeyen bir tür olmasını istiyordum. İbreliler içinde mavi selvi İç Anadolu’nun soğuklarına en iyi adapte olabilen, en hızlı büyüyerek 10-15 metreye kadar boylanabilen, tepesi kesilse de yaşamaya ve büyümeye devam edebildiği için boyu istenilen yükseklikte ayarlanabilen bir çit bitkisi olarak öne çıkıyordu. Kızılcahamam Orman Fidanlığı’ndan 250 adet ortalama 70 cm boyunda tüplü fidan alarak kuzey sınırı boyunca 2’şer metre aralıklarla diktirdim ve hereklerini bağlattım. Damla sulamadan onlara da hat çektirdim. Cevizlerim verim vermeye başlayana kadar bir yandan da rüzgar perdesinin oluşacağını umuyordum.


Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.


(Devam edecek)
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5042
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
212 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:20 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Tüplü fidanlarımı sonbaharda dikmeği planlamıştım. Ama Sn.Ramazan Ekiz telefonla o yıl yazın aşırı sıcak gitmesi nedeniyle seralardaki tüplü fernor fidanlarının bekledikleri gelişmeyi gösteremediğini, boy ve gövde çaplarının küçük kaldığını, bana istersem çok iştahlı büyümüş olan açık köklü fidanlarından verebileceğini, bunun bana 1 yıl kazandıracağını söyledi. Denizli’ye gidip fidanları yerinde gördüm. Gerçekten de açık köklülerin boyları 2,5 metre civarında ve gövde çapları tüplülerin 3 katı kadardı. Açık köklü fidanlarda karar kıldım. Ama fidanların yaprak dökmesini beklemek gerekiyordu. Denizli’de vejetasyon süresi uzundu. Ramazan Bey sevkiyatın Aralık ayı içinde yapılabileceğini öngörüyordu.

Beklerken dikim için gereken hazırlıkları yapmağa koyuldum. Fidanlar köye ulaştığında indirilmeleri, köyden bahçeye nakledilmeleri, bekletilmeden en kısa zamanda hendeklenmeleri, dikilecek fidanların kök tuvaletlerinin yapılması, tepelerinin 3-4 göz üzerinden vurulması, kesi yerlerinin aşı macunu ile kapatılması, nogall uygulaması yapılması, açık fidan çukurlarına yarımşar kg toz kükürt verilerek kapatılması, fidanların gerekirse dikim tahtaları kullanılarak aşı yeri 5-10 cm toprak üstünde kalacak şekilde dikilmeleri, hereklerinin çakılması, cansularının verilmesi, sonra da kış soğuklarından korunabilmeleri için kümbetlenmeleri gerekiyordu. Bu işlerin aksamadan yürüyebilmesi için bir zirai danışmanlık firması ile anlaştım. Daha önce çitleme işinde ağzım sütten yandığı için bu sefer yoğurdu üfleyerek yiyecektim. Olmasını istediğim her şeyi madde madde yazarak bir sözleşme imzalattım. Bu arada Ankara’da kış bastırmış, tarla karla kaplanmıştı.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.


Dikim sözleşmesi yaptığım firma yetkilisi Ziraat Mühendisi Sn. Tamer Tanrıverdi idi. Kendisiyle ilk tanışmam Ankara Gölbaşı’nda 3500 dönümlük Aydeniz Çiftliği’nin sorumluluğunu yaptığı dönemde olmuştu. Bu meşhur çiftliğin içinde bir baraj göleti oluşturulmuş, dağ taş teraslanmış, onbinlerce ağaç dikilmiş ve damlama sulama sistemleriyle donatılmıştı. Tamer Bey bu çiftliğin sorumlu mühendisliğini yıllarca yaptıktan sonra ayrılıp iki mühendis arkadaşıyla bu zirai danışmanlık firmasını kurmuştu. Tamer Bey ‘bitki koruma’ uzmanı, 2. Ortak önemli bir Ziraat Fakültesi’nin ‘bitki besleme’ bölümü başkanı idi.

Fidanlar Aralık ayının ilk haftası sonunda kapalı kasalı bir araçla yola çıktı. Hava dona çekmişti. Kamyon şöförü kar ve tipi nedeniyle yolculuğuna gece devam edememiş ve mola vermişti. Telefonla görüşerek arabayı sürekli rölantide çalıştırmasını söyledim. Titreşim ve egzoz ısısı fidanları donmaktan koruyabilirdi. Nitekim ertesi gün köye gelen kamyonun kasası açıldığında içindeki plastik pet şişelerdeki suların donmamış olduğunu görerek rahatladık. Fidanları Murat’ın ağıla indirdik, kökleri biraz nemlendirdik, üzerlerine branda çektik, elektrikli bir ısıtıcıyı çalıştırarak o geceyi sabaha erdirdik. Ertesi gün fidanlar sahaya nakledildi ve önceden hazırlanmış olan çukurlarda hendeklendiler. Kökler ve gövdelerin alt 40 cm’lik bölümleri tamamen toprağa gömüldü, üzerlerine 30 cm kadar toprak yığıldı. Toprak donmuştu ve dikim için uygun hava koşullarını beklemekten başka seçeneğimiz yoktu. Fidanların 2 metre kadar kısmı açıkta olduğundan hafta hafta Murat’tan bilgi alarak soğuk hasarı olup olmadığını izledim. Kış boyunca birkaç fidanda uçların kararması dışında ciddi bir soğuk hasarı oluşmadı. Bir yandan sürekli meteorolojik tahminleri izleyerek dikim için uygun bir zaman kolluyordum.

Şubat 2014’de havalar son derecede güzel gidiyordu. Toprakta don çözülmüş ve tava gelmişti. Hemen harekete geçtik. Önce Murat’la tozlayıcıları belirten herekleri çukurlara dağıttık. Fernette, Ronde de Montignac ve Meylannaise’lerin hereklerini farklı renkli sprey boyayla işaretledik ve piketaj planımdaki yerlerine yerleştirdik. Tozlayıcı oranım toplam %6 idi. 2 sıra sırf fernor, sonraki sıra 5 fernor 1 tozlayıcı şeklinde gidiyor ve bu düzen hep tekrar ediyordu. Bu şekilde her tozlayıcılı sıra sol ve sağında yer alan birer fernor sırasını tozlayacaktı. Bu düzenin hasat sırasında türlerin karışıp standardizasyonun bozulmaması için de kolaylık sağlayacağını umuyordum.

Daha sonra Tamer bey 3 adamıyla geldi ve hazırlıklar başladı. Bütün dikim çukurlarına 0.5 kg toz kükürt atıldı. Fidanlar hendeklerinden çıkarıldı, 3-4 göz üzerinden tepe vurumları yapıldı. 2,5 metrelik fidanlar ortalama 40-50 cm boya indirildi. Kesi yerleri özenle aşı macunu ile kapatıldı, kök tuvaletleri yapıldı. Gruplar halinde tekrar dikime kadar kalacakları hendeklere konuldu, kökleri toprakla örtülerek sulandı.

Dikim çukurlarının tek tek kürekle kapatılması çok fazla işgücü gerektireceğinden, o sırada başka bir nedenle köyde bulunan bir greyderi kiralamaya karar verdik. Greyder sırtların üzerinde bıçağını 50 cm yükseklikte tutarak aşağıdan yukarıya birer kere gitti ve çukur alt kenarlarında yığılı tüm öbekleri tekrar çukurlara doldurarak 2-3 saatte sırtları eski haline getirdi. Bu işlemden önce çukur yerlerinin kaybolmaması için herekler tekrar sıra aralarına aynı hizada yatırılmıştı. Artık dikime hazırdık.

22 Şubat’ta çavuşlarının yönetiminde 15 kadar Güneydoğulu işçi geldi. Hava yaz günlerini aratmayacak sıcaklıktaydı. Çoğu kadın ve kız, bir kısmı hiç Türkçe bilmeyen Suriye’li göçmen olan bu işçilere önce toplu olarak dikimlerin nasıl yapılacağını uygulamalı olarak gösterdik, sonra 5 ekip oluşturduk. Taban gübrelemesine ihtiyaç yoktu. Tamer Bey, onun 3 adamı ve ben birer ekibe nezaret edecek şekilde işbölümü yaptık. Murat da köklerin açıkta ve rüzgarda uzun süre beklememesi için hendeklendikleri yerden partiler halinde fidanları getiriyor, ekipler ilerledikçe römorku hareket ettiriyordu. Römorkun üzerine yüklenmiş 2 varilin biri su, diğeri nano-cop çözeltisi içeriyordu. Tamer Bey nano teknoloji ile imal edilmiş bu bakır çözeltisinin bitkinin içlerine nüfuz ederek mantar ve bakterilerden koruduğunu söylüyordu. Fidanlar önce su dolu varile daldırılıp kökleri topraktan temizleniyor, sonra ilaçlı su içeren varilde bir süre tutulup dikim için çukurlara dağıtılıyordu. Zaten defalarca gevşetilmiş toprakta birkaç kürek darbesiyle 30 cm kadar birer çukur açılıyor, fidanlar aşı yerleri güneye bakacak şekilde, aşılı sürgün hakim rüzgar yönüne bakacak şekilde çukurlara oturtuluyor, çukur içinde varsa iri taşlar çıkarılıyor, toprak doldurulurken en az iki kez çiğneniyor, aşı boynu en az 5 cm dışarıda bırakılarak dikim tamamlanıyor, herekler kuzeydoğu yönünde fidana 20 cm mesafeye çakılıyordu. 1 aylık meteorolojik tahminleri incelemiş ve artık aşırı bir soğuk olmayacağını öğrenmiştim. Bahar çok yaklaştığından kümbetlemeden vazgeçtim. İlk gün fidanların yarısı dikilmiş, herekleri çakılmıştı. 2. Gün yeni ve erkek ağırlıklı başka bir ekip geldi ve dikimler tamamlandı. Sonraki birkaç gün Murat tankerle tek tek fidanlara 30’ar litre cansuyunu verdi. Fidanlarım toprakla sonunda buluşmuştu. Başvuru dilekçemin üzerinden 3 yıl geçmiş, yaşım 54 olmuştu ama çok mutluydum. Artık ben de “bir ceviz bahçem var” diyebilecektim.

(Devam edecek)
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Ceviz Genel Saatler GMT +1 zaman dilimine göredir
Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki »
3. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indirebilirsiniz

Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni ileti yok Ceviz tomruğu ihracatı ceviz Ceviz Genel 1 07 Tem Pzr, 2019 3:35 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Ceviz türleri yaprak yapıları ceviz Ceviz Çeşitleri 1 23 Haz Pzr, 2019 3:21 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Ceviz Ağacı Kitab-ı Die Walnuss ceviz Ceviz Genel 2 03 May Cum, 2019 4:16 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok kerestelik ceviz ürünleri 2 ceviz Ceviz Genel 6 16 Şub Cmt, 2019 11:38 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Potamia Erdin ceviz çeşidi ceviz Ceviz Çeşitleri 0 07 Şub Per, 2019 5:44 pm Son gönderilen iletiler

Etiketler : ankara polatlida bir ceviz bahcesi

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group & PNT Nuke
Site Düzenleme Vehbi Akdoğan (Web Coder)


Anasayfa |  Forumlar |  Videolar |  Sitene Haber Ekle |  Facebook |  Haber RSS |  İletişim |  SiteMap Map  GSS

Php-Nuke GPL Lisansı Altında Dağıtılan Ücretsiz Yazılımdır.