- Forums - Ceviz Genel - Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi Ceviz , Walnut , Juglans , Nut , Garella musculana , Erschoviella musculana , 
ceviz.biz :: Başlığı Görüntüle - Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Özel MesajlarÖzel Mesajlar   Giriş YapGiriş Yap 

Ankara Polatlı'da bir Ceviz Bahçesi


Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki »
 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Ceviz Genel
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5076
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
246 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:21 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Polatlı’daki yerli cevizle kurulu tüm bahçeler bu yıl da dondan etkilenmişti. Bazı bahçelerde 30 Mart donu sonrası dallarda %40’a varan kurumalar, hatta ağaç kayıpları gözlenmişti. Benim köyün yerli cevizleri Nisan ortasında hareketlendiğinden dondan etkilenmemişlerdi. Heyecanla fidanlarımın tomurcuklanmasını bekliyordum. Forum sayesinde takip edebildiğim Necip Bey’in Kırşehir Mucur’daki bahçesinde yapraklanmanın 28 Nisan’da başladığını okumuştum. Muhtemelen 24-25 Nisan gibi gözler kabarmıştır dedim. Benim bahçenin İlk dikim yılı olması ve biraz rakım farkını da göz önünde tutarak 10 gün daha geç hareketlenebilir diye umuyordum. Murat’a her gün gözlerde kabarma var mı diye soruyor, “Yok hocam, ama fidanlarda kuruma belirtisi de yok” cevabı alıyordum. 5 Mayıs’ta hala bir hareket başlamayınca endişelenmeğe başladım. Daha önce pek denenmemiş bir uygulamayla her fidan başına en az 250 kg eski ahır gübresi kullanmış olduğum için aklıma her türlü ihtimal geliyordu. Neyse ki fidanlarım beni daha fazla bekletmediler. 6-7 Mayıs’ta birkaç fidanda gözler kabarmış, 9 Mayıs’ta ilk 3 fidanda tomurcuklar açmıştı. Gerisi pıtırak gibi geldi, fidanlar gün gün, hafta hafta uyanmağa devam ettiler.

Murat sıra aralarında kazayağı ile sürüm yaparak otları yok etmiş, ama ilk yıl olması ve fidanların hassasiyeti nedeniyle sıra üzerlerinde ilaçlama yapmamıştık. Sırtlardaki yoğun gübreden mi, yoksa sürekli yağmakta olan yağmurlardan mı bilmiyorum, sıra üzerlerinde yoğun bir otlanma vardı. Murat sürekli olarak fidanların diplerinden süren sürgünleri buduyor, damla sulamayla MAP gübrelerini veriyordu. Bu arada bir gün yakındaki bir köyde konaklamakta olan güneydoğulu işçilerden bir grup getirerek tüm fidanların diplerindeki otları 120 cm çaplı bir daire içinde tamamen yoldurmuştu. Sıra üzerindeki otların hardal otu ve ekin otu denilen iki zararsız ot olduğunu, bunların zaten gündönümü (21 Haziran) itibarı ile sararıp solacağını, fidan çevrelerindeki otlar yolunmuş olduğundan fidanların besinine, gübresine ortak olmayacaklarını söylüyor ve kalmalarını öneriyordu. Sırtlardan erozyonla toprak kaybını önlemek, rutubeti muhafaza etmek gibi yararları da göz önünde tutarak önerisini kabul etmiştim.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

24 Mayıs günü gene araziyi dolaşmış, fidanları ve genel görüntüyü fotoğraflamış, geri Polatlı’ya doğru yola çıkmıştım. Yolda yağmur başlamıştı. Eşime telefon açmış, bahçede fidanların yaklaşık %90’ının açmış olduğunu, birçok sürgünlerin 10-20 cm’ e ulaştığını müjdelemiş, biraz uzunca konuşmuştum. Telefonu kapatır kapatmaz yeniden çaldı. Arayan Murat’tı. “Hocam size ulaşamadım, tarlayı dolu vurdu, gelebilirseniz geri dönün” diyordu. Sesindeki üzüntü ve panik, gizlemeğe çalışsa da hissediliyordu. “Tam yarım saattir fındık büyüklüğünde dolu yağıyor, tarla bembeyaz oldu, herhalde sürgün falan kalmamıştır, ben kendimi kulübeye kadar zor attım. Göz gözü görmüyor, yanımıza yöremize yıldırımlar düşüyor. Gelip fotoğraflayabilirseniz iyi olur, belki sigortaya falan başvurmak gerekebilir” diyordu.” Tamam Murat, telaşlanma, canın sağolsun, olan olmuş zaten, geliyorum” dedim. Hemen geri döndüm. Murat’ın dediğine göre köyde son 15 yılda dolu görülmemişti. Benim fidanlarımın sürgün vermesini beklemiş olmalıydı.

Köye ulaştığımda yağmur şiddetini iyice arttırmıştı ve son hızla çalışan sileceklere rağmen önümü görmekte çok zorlanıyordum. Köyden tarlaya giden yolda yerler doluyla bembeyazdı ve kaya kaya ilerleyebiliyordum.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.

Bir süre sonra yolda sular 30-40 santim yükseklikte bir dere halinde üzerime gelmeye başladı. Yağmurun şiddeti anlatılabilir gibi değildi. Sanki gök yarılmıştı ve dev kazanlarla üzerimize sular boşaltılıyordu. Çok zorlanarak da olsa tarlaya ulaştığımda sıra üzerlerinin bembeyaz doluyla kaplı olduğunu gördüm. Sıra aralarının ise hepsinde ayrı bir dere oluşmuş, aşağı doğru hızla akıyordu.

Yağmur aynı hızla devam ediyordu. Herhalde Polatlı’nın bir yıllık yağışı bir günde yağmağa karar vermişti. Arabada Murat’la oturmuş, çılgınca çalışan sileceklerin elverdiği ölçüde karşıdan tarlayı çaresizce seyrediyorduk …

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et







Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:
 
 

Tarih: 11 Haz Çar, 2014 7:21 pm    İleti konusu:

Başa dön

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5076
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
246 / 280

İletiTarih: 11 Haz Çar, 2014 7:22 pm    İleti konusu: Re: Alıntıyla Cevap Gönder

Yağmur şiddetini kesmiyor, sıra aralarımda oluşmuş dereler de suyu büyük bir gayretle tarla dışına drene ediyordu. Arabanın geri dönüşte yola saplanması riski giderek arttığı için daha fazla beklemedik ve köye döndük. Hasar tespitini ertesi gün Murat yapacaktı. Ziraat Bankası'ndan sertifikalı fidan kredisi kullanırken bir sigorta yapmışlardı ama ne sigortası olduğunu sormamıştım. İlgili arkadaşı cepten aradığımda yapılan sigortanın benim hayat sigortam olduğunu, tarım sigortası yapılmadığını söyledi.

Ertesi sabah Murat erkenden çizmelerini kuşanmış, tarlayı dolaşmış, hasar raporu için beni beni aramıştı. Hiçbir fidanın gövdesinde gözlenebilir en ufak bir hasar yoktu. 60-70 cm boyundaki hardal otları fidanların çevresinde kalkan görevi görmüş, kuzeyden 45 derecelik açıyla gelen doludan kendileri tamamen yatmış, ama fidanların gövdeleri korunmuştu. Yaprakların yaklaşık üçte birinde yırtıklar, delikler, kararmalar oluşmuştu ama bunun bir önemi yoktu. Yenileri hızla çıkmağa devam ediyordu. Murat'ın sırtlardaki otların muhafazası yönündeki ısrarı bu badireden fidanlarımızı korumuştu. Belki de benim Murat'ta gördüğüm o bilgelik, tabiatı tanımanın ona kazandırdığı önsezilerinden kaynaklanıyordu.

Bu arada kendi hakkımı da yemeyeyim. Bir aydır hemen her gün yağan yağmurlarla zaten suya doymuş bu tarla, üzerine 24 Mayıs'ta yağan binlerce ton suyu drene edecek eğime, doğal drenaj kanallarına sahip olmasaydı, fidanlarımın hali ne olacaktı düşünmek bile istemiyorum. İlla eğimli arazi aramanın, sırta dikimin, sırtı yüksek tutmanın, eğim yönünde konumlandırmanın ödülünü şimdiden almaya başlamıştım.

Bu yazının bir yerlerinde 'Arazi dağın zirvesinde konumlandığından, sel baskını riski sıfırdı' diye yazmıştım. Daha yazının mürekkebi kurumadan yalancı çıkmış, zirvede bile seli görmüştüm.Küresel ısınmanın mevsimleri ve meteorolojik olayları giderek "öngörülemez" hale getirdiği günümüz dünyasında; benim cevizcilik yapmak isteyen tüm kardeşlerime naçizane tek bir tavsiyem olabilirdi: Lütfen eşeğinizi önce sağlam kazığa bağlayın, sonra Allah'a emanet edin...


SONSÖZ


Bu bahçe büyük bir sabır ve emekle yaratıldı. Beş yıldır her gün poliklinikte ortalama 70-80 hasta baktıktan sonra hastanede ayda 6-7 gece nöbet tutuyor, sabaha kadar doğum ve ameliyatlarla uğraştıktan sonra nöbet ertesi izin günlerimde bu işle ilgileniyor, bürokratik işleri takip ediyor, Ankara, Polatlı ve köy arasında mekik dokuyordum. İki yıl arazi arama, üç yıl da bulduğum bu araziye sahip olma ve adam etme faaliyetleri ile geçti. Doğruları aramaya ve yapmaya çalıştım, ama muhakkak ki pek çok da yanlış ve eksik işler yaptım. Şu an daha işin başındayım. Ceviz hakkında öğrenebildiklerim, henüz bilmediklerimin yanında solda sıfır.

Şu an itibariyle fidanlarımın keyfi gayet yerinde, çok geç uyanmalarına rağmen pek çok sürgün şimdiden 40 cm’yi bulmuş durumda.

Meslek yaşantımda binlerce çocuk doğurtmuştum. Şimdi de 1860 tane yeni çocuğum olmuş gibi sevinçliyim. Onları büyütürken de deneyimlerimi paylaşacağım.

Bu zorlu süreç boyunca başta maddi manevi her sıkıntımı paylaşan sevgili eşime, arazi seçimi konusunda hiç unutamayacağım katkılar sağlayan Sn. Burhanettin Sütçü’ye, tür seçimi konusunda ısrarla Fernor’u işaret eden Sn. Yaşar Akça’ya, dikimlerimi yapan Etüd Zirai Danışmanlık’tan Sn. Tamer Tanrıverdi’ye, sağlıklı fidanlarımı temin eden Ekiz Fidancılık’tan Sn.Ramazan Ekiz ve Okan beye, köydeki elim ayağım ve gözüm olan Murat kardeşime, pek çok bilgiyi öğrendiğim siz değerli Forum üyesi ceviz dostlarına sonsuz teşekkürler.

Bu paylaşımı okuyan tüm forum üyelerinden ricam, görüş, yorum, öneri, eleştiri, akıllarına ne geliyorsa iki satırla dahi olsa ifade etmeleri. Herşey gönlünüzce olsun.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5076
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
246 / 280

İletiTarih: 16 Haz Pts, 2014 5:20 pm    İleti konusu: Re: Alıntıyla Cevap Gönder

Merhabalar,

Bazı arkadaşlar benden fizibilite raporu istemişler. Yazının hikaye formatını ve akıcılığını para pul meseleleriyle bozmamak için bu konulara hiç değinmedim.

Bir ceviz bahçesinde maliyet hesaplamasında en önemli faktör arazi alım bedelidir. 10 yıl sonrası için kar-zarar projeksiyonu yapacaksanız; tarlayı satın alıyorsanız aldığınız bedeli, sahibiyseniz o günkü rayiç bedelini bileşik faizle 10. yıla kadar taşıyacaksınız. Her yaptığınız harcama bu şekilde 10. yıla taşınacak. Eğer bu işi içindeki ağaç sevgisinden değil de sırf kar amaçlı yapacak arkadaşlar varsa, bence hemen vazgeçsinler, çünkü çok daha kısa sürede yatırımlarını geri döndürebilecek başka alanlar bulabilirler. Benim hazine arazisi biliyorsunuz “hemen hemen” para verilmeden alındı, o yüzden bu projeksiyonda birkaç adım önde olacağımı tahmin ediyorum. Ama tahsis için uğraşılan iki yıl boyunca köye, Polatlı’ya ve Ankara içindeki devlet dairelerine gidiş gelişlerde harcanan yol paraları ve Murat’ın maaşları dışında, asıl olarak harcadığım onca emeğin, devlet dairelerinde geçirdiğim abartısız yüzlerce saatin, çektiğim eziyetlerin, yaşadığım streslerin karşılığını kim para olarak belirleyebilecek?

Tapulu tarla da Polatlı’nın en fakir köyünün, dağın zirvesinde yer alan (o zaman için) susuz ve taşlı bir tarlası olduğundan, köylülere göre oldukça pahalı, bana ve size göre çok ucuz bir fiyata alındı. Bu fiyat hiç kimse için bir örnek teşkil edemez.

İşe başladığımdan beri, yol ve yemek paraları hariç harcadığım her şeyi not alıyorum, ama inanın toplamadım ve ben de bilmiyorum. Zaten pek çok şey de krediyle yapıldığı için maliyet hesaplaması için biraz muhasebe bilmek gerekiyor. Ziraat Bankası kredilerinde tutarın ¼’ünü peşin yatırıyorsunuz, kalanını 5 yılda 5 eşit taksitte, yıllık 5% faizle ödüyorsunuz. Bir de Ziraat Bankası’nın işletme kredisi var ki, 1 yıl vadeli ama dönem sonunda %5 faizini ve anaparayı ödediğinizde bir haftada aynı krediyi yeniliyorlar. Yani size anaparayı 1 haftalığına borç olarak verebilecek bir eşiniz, dostunuz, yakınınız varsa , bu kredi işletmenizden gelir elde etmeğe başlayana kadar ya da ödeyip kurtulayım diyene kadar sürekli sirküle edilebiliyor. Nakit olarak çekilebilen ve istediğiniz gibi harcayabileceğiniz bir kredi. Arazi büyüklüğünüze göre veriliyor. Ben 40.000 TL almıştım ve çok işime yaradı. Akılda bulunmasında fayda var.

Traktör, römork, pulluk, kazayağı, su sondajı, damlama sulama yaptırılması, dalgıç pompa, jeneratör, fidan bedeli, tel çitleme gibi giderlere ait fiyatlar internette kısa bir araştırmayla üç aşağı beş yukarı belirlenebilir.

Gene de merak edenler için ne aldım, ne verdim biraz paylaşayım.

Şu anda 51 dönüm hazine arazisi için ödemekte olduğum yıllık kira bedeli toplam 150 (Yüz elli) TL.

62 dönüm arazi için devletten almayı hak ettiğim destek, 42.000 TL'si Orman Bakanlığı’ndan, 6.200 TL'si Tarım Bakanlığı’ndan olmak üzere toplam 48.200 TL. Orman Bakanlığı 32.000 TL’yi Mayıs sonunda ödedi, kalan 10.000 TL’yi ağaçlarımın bakımını yaparsam sanırım 2 yıl içinde iki taksit halinde alacağım. Tarım Bakanlığı’nın desteği de Kasım gibi ödenecekmiş. Ayrıca bu yıl ÇKS gübre-mazot-toprak analiz desteği olarak 700 TL civarında bir para aldım.

Notlarıma şimdi baktım. Altyapı hazırlığı olarak uzun uzun anlattığım 4 aşamalı işlem için toplamda 51.000 TL harcamışım. Buna çukurların açılması, tekrar doldurulmaları, dipten çıkan toprağın sıra aralarına serilmesi, 20’şer tonluk kamyonların toplam 50 sefer yaparak 15 kilometreden kum, toplam 53 sefer yaparak da 7 kilometreden beklemiş ahır gübrelerini çekmesi, 3-4 dönüm yüzey toprağının (yaklaşık bin ton) sıyrılarak ve diğer malzemeyle harmanlanarak dikim harcı oluşturulması, çukurlara dağıtılması, sırtların oluşturulması ve tekrar çukurların açılması dahil.

Özetle devletten aldığım ve alacağım desteklerin toplamı, sadece altyapı masrafımı karşılamış. Diğer tüm harcamaları kendi olanaklarım ve kredilerle halletmişim.

Kabaca 2000 ağaç için 50.000 TL altyapı yatırımı yapmışım. Aslında hazine arazisinin yanı sıra bunu da devletten almışım ya da alacağım.

Her fidan için 25 TL altyapı yatırımı yapmışım. 1/2 kg iç ceviz parası eder. Her fidanımın altına yarım kg iç ceviz gömdüğümü düşünüyorum. Eminim ki fidanlarım benden aldıkları bu borcu, hayatları boyunca yüzlerce misliyle geri ödeyeceklerdir.

İçinizde bu paraya bu iş nasıl yaptırıldı diyecekler olabilir. Onlara da nasıl yaptırıldığını aşağıdaki “kılavuz”la anlatmaya çalışayım:

“ACEMİ” CEVİZCİ ADAYININ “KURT” KEPÇECİLERE KARŞI MÜCADELE KILAVUZU

Fiyat almak için kurt kepçecinin ofisine, işlerin tamamen durmuş olduğu, kepçecinin giderlerini karşılamakta iyice sıkıntıya düştüğü karlı buzlu kış günlerinden birinde gidilir. Asla işlerin yoğun, burunların havada olduğu ve kıl aldırılmadığı bahar ve yaz aylarında gidilmez.

Aslında kurt kepçeciye mahkum olunduğu ona asla hissettirilmez. Maddi gücün sınırlı olduğu, bölgedeki tüm kepçecilerden fiyat alınacağı, en düşük fiyatı verene işin yaptırılacağı özellikle belirtilir.

İlçede başka kepçeciler varsa aynı işlem onlarda da tekrarlanır.

Kesin olarak götürü usulü iş verilir. Saat veya gün başına anlaşma yapılması durumunda işlerin iki katı uzun sürede yapılması kaçınılmazdır.

Yapılması istenen bütün işler açık ve net olarak madde madde yazdırılır. “ Söz uçar yazı kalır.” Kurt kepçecinin sonradan “Hocam biz öyle konuşmamıştık, öyle anlaşmamıştık, sözleşmemizde öyle bir madde yoktu” demesinin önü peşin peşin kesilir. İki nüsha olarak hazırlatılan bu sözleşmenin bir nüshası kepçecide bırakılır, bir nüshası cebe konulur.

Mutlaka işe en geç başlama tarihi, işin kesin teslim tarihi sözleşmede belirtilir. Bu şekilde kepçecinin kısa süreli diğer iş fırsatlarını kaçırmamak için günlerce ortadan kaybolması, dönünce “Hocam memlekette cenazemiz vardı, gitmek zorunda kaldık”lar, “kardeşimin düğününe gitmesem olmazdı”lar engellenir.

Ödemenin miktarı ve zamanı sözleşmede belirtilir. Böylece daha ilk günden “Hocam mazot paramız yok biraz para alabilir miyiz?”ler ya engellenir veya engellenemiyorsa da hazırlıklı bulunulur.

Sözleşme hükümlerinde kurt kepçecinin işi üstünkörü yapması veya savsaklayıp geciktirmesi halinde uygulanacak, caydırıcı miktarda bir tazminat maddesi mutlaka bulundurulur. Anlaşmazlık hallerinde, bulunulan şehrin mahkemelerinin yetkili olduğunu belirten son madde ile de caydırıcılık arttırılır, kepçecinin eli kolu bağlanır, kaçacak delik bırakılmaz.

Kurt kepçeciler hafriyat fiyatlarını metreküp olarak hesaplarlar. Acemi cevizci adayı, aslında dikim çukurlarının 150x180 cm en ve boyunda, 150 cm derinliğinde olmasını, yani fidan başına 4.05 metreküp hafriyat yapılmasını ister. Ama kepçecilere her fidan için “en az 120 x 120 cm en ve boyunda, 150 cm derinliğinde” çukurlar istediğini belirtir. Kepçeciler fidan başına (120x120x 150 = 2.16) metreküplük hafriyat üzerinden belli bir sabit metreküp fiyatını fidan sayısıyla çarparak götürü usulü fiyat verirler.

Aslında acemi cevizci adayı, kurt kepçecilerin kullanacağı kepçenin genişliğinin 130 cm olduğunu, her iki kenarında da 10’ar cm’lik ‘kazma’ denilen çıkıntıların bulunduğunu, toprağa daldığında en az 150 cm eninde bir çukur açmak zorunda olduğunu önceden bilir. Gene hızlı çalışmak isteyen, götürü usulü aldığı bu işi bir an önce bitirip başka bir işe koşmak zorunda olan kepçecinin, 150 cm derine girdikten sonra geri çıkış noktasının 120 cm’de olamayacağını, en az 180 veya 200 cm’de geri çıkarak çukur boyutlarını 150 x180 x 150 cm’ye getireceğini de bilir. Böyle bir şeyi bilebilmek veya düşünebilmek için, “her eve lazım” dedikleri türden, her işten anlayan, geçmişte kepçe operatörlüğü de yapmış bir elemanın önceden istihdam edilmiş olması şarttır.

Kurt kepçeciler çalışmaya başlar. Acemi cevizci adayı hiçbirşey demeden, onlar kendi kendilerine ve gönüllü olarak 150x180x150’lik çukurları açarlar. Bir süre sonra “bu işte galiba bir yanlışlık var, biz planladığımızın iki katı hafriyat yapıyoruz.” dediklerinde artık iş işten geçmiştir.

Kurt kepçecilerin “Hocam 24 gündür burada sadece mazot parasına çalıştık, inan olsun bu işten bir şey anlamadık” yakınmalarına bıyık altından gülünürse de, bir şey belli edilmez.

Onların bir şey kazanmadan gitmeleri vicdana sığmayacağından, nispeten iyi para kazandıkları kamyonla kum ve gübre taşıma işinin miktarı, planlanmış olandan önemli miktarda arttırılarak küsmemeleri, biraz para kazanmaları ve mutlu olmaları sağlanır. Zaten acemi cevizci adayları bedava buldukları kum ve gübreden ne kadar çok getirtirlerse, tarlaları o kadar bayram edecektir.

Herkese saygı ve sevgiler, hayırlı pazarlar. Tüm babaların babalar günü kutlu olsun!
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5076
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
246 / 280

İletiTarih: 16 Haz Pts, 2014 5:20 pm    İleti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Dün babalar günüydü. Benim babam 90 yaşında, emekli orman mühendisi. Vaktiyle mesleki araştırmalar için Afrika'dan Avustralya'ya, Amerika'dan Rusya'ya tüm dünyayı dolaşmış, hazırladığı raporlar ve yaptığı ağaçlandırma projeleriyle Türkiye ormancılığının gelişimine büyük katkı sağlamıştı. Annem de 85 yaşında, doğa ve yeşil aşığı bir insandır.Ama nedense hayatlarında kendilerine ait dikili tek bir ağaçları olamamıştı. Sağlık nedenleriyle onları bahçeme hiç götürememiştim.

Dünya halidir, ne olur ne olmaz diyerek, dün eşimle onları bahçeye götürdük. Dolaştılar, kuyudan çıkan buz gibi suları içtiler, ellerini yüzlerini yıkadılar, cevizlerin yapraklarını okşayıp parmaklarını kokladılar (çok güzel kokuyormuş ben de yeni öğrendim) ve tarifsiz mutlu oldular. Gözlerindeki sevinç ve gurur ifadesi görülmeye değerdi.

Bahçeniz varsa ve ana babanızı götürmediyseniz, sakın ihmal etmeyin. Dünya kadar hayır duası alırsınız.
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın.
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et

Yeni Üye


Kayıt: Aug 25, 2013
İletiler: 5076
Şehir: istanbul
Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:51
 
 
203 / 10164
4853 / 4853
246 / 280

İletiTarih: 22 Ekm Çar, 2014 5:15 pm    İleti konusu: Re: Alıntıyla Cevap Gönder

Ceviz yetiştiriciliği dışarıdan görüldüğü gibi kolay ve zahmetsiz değil, aksine çok meşakkatli bir süreç. “Fidanı dikerim, olur” diye düşünen varsa çok yanılır.

Bu sezon benim için çok zorlu ve sıkıntılı geçti. Fernor zaten çok geç uyanan bir tür, rakımım 1200 metre, bir de ilk dikim yılı olunca fidanların uyanmaları iyice gecikmiş, 9 Mayıs’tan başlayarak Mayıs sonuna kadar yavaş yavaş ancak uyanabilmişlerdi.

1850 fidanın yaklaşık 250’si hiç uyanamadı. Bu fidanları söktüğümde hiç kök yapamamış olduklarını gördüm. Fidanlar açık köklü olarak gelmişler, fakat toprak donduğundan 2.5 ay hendeklenmiş olarak bekledikten sonra dikimleri gerçekleşebilmişti. Dikilirken her ne kadar saçak kökler normal görünümde idiyseler de, muhtemelen önemli bir kısmında mikroskopik düzeyde soğuk hasarı oluşmuş olmalıydı. Belki de Nisan ve Mayıs’ta aralıksız devam eden yağışlar bu fidanların köklerinde çürümeye yol açmıştı. 150 civarında fidan ise uyanıp filiz atmış, sonra devamını getiremeyip kurumuştu. Bunlarda da saçak kök gelişimi yok denecek seviyedeydi ve muhtemelen barındırdıkları özsu ile filizlenmişlerdi. Her ne sebeple olursa olsun, %20’yi aşan çok yüksek oranlı bir fireyle işe başlamak oldukça moral bozucu olmuştu.

Haziran’ın son haftasına girmiştik . Sezonu tamamen kaybetmeden kayıpları telafi edebilir miyim diye yeni bir arayışa girdim. Tüplü fidanlarla kayıpları kısmen ikame etmeyi planladım. Ekiz fidancılık’tan Okan Bey temmuz sıcaklarında dikimin çok fazla fire getirebileceğini, Eylül’ü beklemenin daha iyi olabileceğini söyledi. Gene de riski alıp getirttiğim fidanlar, gerçekten çok büyük stres yaşadılar. Dikilenler birkaç gün içinde yapraklarını dökmeye başladılar, birçoğu tüm yapraklarını kaybetti ve sadece bir gövde halinde kaldılar. Dikmeden tüpte ve gölgede muhafaza ettiğim ve düzenli sulanan fidanlar dahi çoğu yapraklarını döktüler, onların bile içlerinden birkaç tane kuruyan oldu.

Zannediyorum ki 400 rakımdan 1200 rakıma çıkmak ve aşırı sıcak giden, kimi günler 40 dereceyi bulan sıcaklar hepsini strese sokmuştu. Bu yılın olağanüstü koşullarının, kışın hiç kar yağmayıp, baharda aşırı yağan yağmurların, donların, doluların ve normallerin çok üzerinde giden temmuz sıcaklarının da bu sezon yaşadığım yüksek oranlı fidan kayıplarında etkili olduğunu düşünüyorum. Bir kısım fidanımın da fare ve köstebek kurbanı olduğuna şahit oldum.

Tüplü fidan kayıplarında önemli bir etkenin de sulama rejiminde tansiyometre kullanmamam ve sulama aralıklarını iyi ayarlayamamam olduğunu düşünüyorum. Sezon başlarında sulamalarda temkinli gidiyor, Mayıs boyunca gerçekleşen aşırı yağışları ve toprağımın killi yapısını göz önüne alarak her fidana 32 litre olmak üzere 10 günde bir sulama yapıyordum. Sıcaklar giderek artınca 7 günde bir sulamaya başladım. Haftalık sulamalara geçince bitkilerdeki stres giderek azaldı ve kendilerini hızla toparladılar. Ama bu arada yeni dikilen fidanlarda da önemli fireler oluşmuş, ilk dikilen fidanlarda da kuruma ve kayıplar devam etmişti.

Hasılı bütün bu mücadelelerin neticesinde, sezon sonuna doğru yaklaştığımız Eylül başı itibarıyla 1850 fidanımdan takribi 1600 kadarı var olma savaşını kazanmış ve yerine sağlamca tutunmuş durumda. 250 kadar gelişemeyen ve kuruyan fidanı da Mart ayında açık köklü fidanlarla yenilemeyi planlıyorum.

Tutan 1600 fidan, böyle zorlu bir sezonda olabileceği kadar tatminkar gelişti. Zaten birçoğunun yapraklanması Mayıs sonuna doğru ancak gerçekleştiğinden, bu sezon boylanmalarını teşvik etmeyip, zaten kısa olan vejetasyon süresince asıl olarak köke çalışmalarını istedim. Seneye Haziran’da liderleri belirleyip tek gövdeli olarak geliştireceğim. Şu anda fidan boyları 40 ile 140 santim arasında oldukça geniş bir yelpazede değişkenlik gösteriyor. Tamamı iyi durumda, streste olan kalmadı.

Sezon boyunca antraknoz, bakteriyel yanıklık veya diğer bir hastalık belirtisiyle karşılaşmadım. Fidan çukuru başına yaklaşık 250 kg ahır gübresi kullanmış olmama rağmen toprakta kök bölgelerinde hiçbir kurtlanma veya böceklenmeye rastlamadım. Antraknoza karşı aldığım Maneb ilacını kullanmaya da gerek görmedim. Gövdeleri beyaz plastik boyayla Murat’a bu hafta boyatıyorum, buna ancak yeni fırsat bulabildik.

Otla mücadele de bu sezon beni çok zorladı. Murat’ın çabaları dışında 3 kez de toplu olarak işçi getirtip ot alma ve çapalama yaptırdık. Hala da otla mücadelemiz devam ediyor.

Sulamaya Eylül ortasına kadar devam edeceğim, bitkilerin bir daha strese girmelerini istemiyorum.

Ortalama gelişim düzeylerinin görülebilmesi için bazı fidanlara ait resimleri ekliyorum:
Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Ceviz Genel Saatler GMT +1 zaman dilimine göredir
Sayfa: « Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki »
4. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indirebilirsiniz

Benzer Başlıklar
Konu Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni ileti yok İlk ceviz çeşitleri ceviz Ceviz Çeşitleri 0 13 Eyl Cum, 2019 4:49 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok CEVİZ ENTEGRE MÜCADELE TEKNİK TAL... ceviz Ceviz Hastalık Ve Zararlıları 0 26 Tem Cum, 2019 3:51 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Ceviz tomruğu ihracatı ceviz Ceviz Genel 5 07 Tem Pzr, 2019 3:35 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Ceviz türleri yaprak yapıları ceviz Ceviz Çeşitleri 1 23 Haz Pzr, 2019 3:21 pm Son gönderilen iletiler
Yeni ileti yok Ceviz Ağacı Kitab-ı Die Walnuss ceviz Ceviz Genel 2 03 May Cum, 2019 4:16 pm Son gönderilen iletiler

Etiketler : ankara polatlida bir ceviz bahcesi

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group & PNT Nuke
Site Düzenleme Vehbi Akdoğan (Web Coder)


Anasayfa |  Forumlar |  Videolar |  Sitene Haber Ekle |  Facebook |  Haber RSS |  İletişim |  SiteMap Map  GSS

Php-Nuke GPL Lisansı Altında Dağıtılan Ücretsiz Yazılımdır.